BİR KADIN GİRİŞİMCİ ÖRNEĞİ

Hürriyet BAYRAM ER, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde Prof. Dr. Haluk YAVUZER başkanlığında oluşturulan ANA- BABA OKULU derslerine katıldı.Hürriyet ve diğer katılımcılar ana baba okulu ders müfredatından çok etkilenmişlerdi.Bitirdikleri fakültelerde bu dersleri okumamışlardı.Konu yalnız çocuk değil; ana, baba, çocuk, sosyal çevre yani insandı.Konu sevgi, ilgi, empati ve beslenme. Konu topyekün değişimdi.Ancak Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in yaklaşımıyla bu uzun ince bir evrimdi. Ana baba okulunda bir konu hürriyetin daha çok dikkatini çekmişti. Beslenme ve insan davranışı, insandaki şiddetin ve saldırganlığın kaynakları.ders arasında geçen bir cümle hürriyetin bundan sonraki yaşamını yönlendirecekti. Bitki ağırlıklı beslenen toplumlarda şiddet ve saldırganlık ağırlıkla kırmızı et tüketen toplumlara göre daha azdı. Buradan Akdeniz mutfağı ve barış Akdeniz tipi beslenme ve insan sağlığı dikkatini çekti. Akdeniz mutfağının temel hamuru zeytinyağlı yemekler, zeytinyağı, onun anası zeytindi. Ege bölgesindeki aile çiftliğinde doğal yöntemlerle tatlandırılan zeytinlerin dalından elle toplanan ve aynı gün soğuk sistemle azami 37 derecede elde edilen zeytinyağlarını İstanbul da ; bankalarda, kamu kurumlarında, toplu işyerlerinde 250 cc cam kavanozlarda tadımlık olarak parasız dağıttı; tepkileri almak istedi. Sonuç umduğundan daha önemli, olumlu ve mükemmeldi. Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde çocukluğu ilk gençlik yılları geçmiş ya da bu bölgelerle akrabalık ilişkileri bulunan insanlar bu damak tadına açıkça aşina idi.bu insanlar bu ürünleri tattıklarında eski bir dostla karşılaşmış gibi mutlulukları yüzlerinden ve bakışlarından okunuyordu. Ağızlarından dökülen kavramlar birbirine çok yakındı. Babaannemin zeytini Teyzemin zeytini Dedemin zeytinyağı Dayımın Muğla dan gönderdiği zeytin Hürriyet doğru yolda olduğundan emin olmak için parasız tattırım dağıttığı kurumlara bu kez 1000cc kavanozlarda aynı ürünü götürdü ve para ile sattı. Satış mükemmeldi, insanların beklentileri bu ürünü sürekli satın alabilmekti. Anadolu’da 1970 li yıllara kadar neredeyse zeytinlerin tamamı doğal yöntemlerle tatlandırılırdı. Anadolu’nun geçmişinde doğal zeytin vardı. Son yıllar pazar hızlı bir biçimde büyüyünce,üretim talebi karşılamayınca zeytin tatlandırmada İspanyol usulü modern hızlı yönteme geçildi. Ancak zeytin doğallığından ve nefasetinden, aromasından bir şeyler yitirdi. Zeytin üretilen bölgelerde insanlar yine de kendileri ve yakınları için zeytini doğal yöntemle tatlandırıyordu. Biliyorlar ki orada doğal bir aroma ve nefaset vardı.

geri dön